Körler görenleri anlayamazlar. Saçmalıyor sanıp, kendilerine benzetmek için gören gözlerini çıkarmaya çalışırlar.
Bu ülkede Tük yaşamak tercih meselesidir. Zor yaşamayı tercih etmektir.
Ülkemizde yüzden fazla üniversite, binlerce lise ve ilköğretim okulu var, yüzbinlerce de eğitimci.. Bir türlü profesyonel yaşamayı öğrenemedik. Dünya ilerlerken biz hayranlıkla seyrediyoruz. Sokaklarda binlerce araç var. Allah rızası için bir tane Türk patentli var mı? Üniversite mezunu gençlerimiz, gördükleri eğitimle hiç ilgisi olmayan işlere girebilmek için rezil ediliyorlar.
Milyonlarca diplomalı işsizler, beceriksizler ve çaresizler ordusu. Bunları bu hale biz düşürmedik mi? Binlerce sivil Toplum örgütü.. Esnaf kuruluşları var, esnaf perişan.. çevre kuruluşları var, çevre berbat…. İl, ilçe hatta köy dernekleri var, habire festival düzenliyorlar… yüzbinlerce cami ve cami dernekleri, hâlâ cehalet kol geziyor…
Hayatta; var olduğu için düşlenen şeyler vardır, bir de düşlendiği için var olacak şeyler. Gençlerimizin hayalleri ne acaba? Olduğunu sanmıyorum. Yetişkinlerin, hatta eğitimcilerin var mı? Hayalleri olanlar var mı? Elbette. Bazı kiralık gazeticilerin, bazı akademisyenlerin, bazı askerlerin, bazı siyasetçilerin........ Makamlarının ve apoletlerinin yetkisini etkileri sanıp halka zulmeden, ülke kaynaklarını çıkarı için kullanan, uyuşturucu, fuhuş, silah, ihale baronu şerefsizlerin ne hayalleri var bilseniz. Bu şerefsizlerin hayal haritalarında bizim insan olarak bırak, ot olarak bile kıymeti harbiyemiz yok. Kim yetiştirdi bunları ?
Bu ülkenin okullarında neyi öğretiyoruz çok merak ediyorum. Ayrışmayı mı, anlaşmayı mı? Bölücülük belası eğitimciler tarafından türetilmiştir. Bu ülkenin doğusunda kaç yıldır okullar var? Türkçeyi, dostluğu, kardeşliği öğretebildik mi? Eğitim ve kültür bir kuşun iki kanadı gibidir.
Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar, uçar ve özgür olurlar.
Eğitimsiz toplumlar “Tavuk Toplum” ise, önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmazlar.
Ne dersiniz?
Vaazı tilki veriyorsa ….. Kümese dikkat edeceksin!
Okumayan, düşünmeyen, üretmeyen, doğru çalışmayan bir toplum!
Yönetim dördüncü kuvvetin eline geçmiş. Nasıl yönlendiriyorsa öyle yönetiliyoruz. Edep, hayâ, vatan gazete paçavralarında.
Çalışanda maaşını beğenmiyor, emekli de. Liderlerin kullandığı dil kalıplarını, tavırlarını bile medya belirliyor.
Sadece aklî ve mantıki gerekçelerle, doğru bir analizle bakarsanız, Türkiye’nin "Kürt Sorunu" diye bir sorunu yoktur. Bu ülkenin Eğitim sorunu vardır. Eğitimci, yönetici, siyasetçi ve bürokratlarımızın bir kısmı sorunun ta kendileridir. Birilerinin gönlünü almak için mi devleti yöneteceğiz.. Bazen dostluğu korumak, onu elde etmekten daha zor olmaktadır.
Sorunlarımız hikâyelerle daha iyi anlaşılır.
Aşırı ishalden şikâyetçi biri hastanenin aciline başvurur. Doktor neyiniz var diye sorar. Utancından diyemez. Acilen, konuşmuyor diye psikiyatri servisine havale ederler..
Üç gün süren tedaviden sonra, taburcu olacağı gün eşi gelir
"Noldu geçti mi ishalin ?"
"Hayır, geçmedi ama artık takmıyorum" der!
Yaşlı bir adam parkta dinlenirken belediye işçilerinin çalışmaları dikkatini çekmiş.
Bir işçi bir çukur kazarken diğer bir işçi açılan çukuru kapatıyormuş. Yaşlı adam şaşkınlık içinde: “Siz ne yapıyorsunuz! demiş.
Biriniz çukur kazıyor, diğeriniz ardından gelip çukuru kapatıyor…”
İşçilerden biri gülümseyerek cevap vermiş: Biz normalde üç işçiyiz, birimiz çukur kazar, birimiz fidan diker ve diğerimiz toprağı kapatır. Fidan diken arkadaşımız bugün gelmedi…onun işine karışmayız der!!!!!!??????? Nereye gideceğini bilmeyenin nereye gittiğinin bir önemi yoktur. Geleceğiyle ilgili projesi olmayanlar, projesi olanların (başkalarının) projesi olurlar. Siz kendinizi yönetemezseniz başkaları sizi yönetir.
Okullar açılacak.
EĞİTİM DOĞRULARI SÖYLEMEK DEĞİL, DOĞRULARI YAPMAKTIR.
ÖĞRENCİLERİMİZE ÖRNEK OLMAYA GAYRET EDİNİZ. GERİSİ GELİR.
Okullara ve çocuklarımıza sahip çıkalım. Onlara değer verelim.
Çözüm; TÜRK YAŞAMAK, TÜRKÇE YAŞAMAK, BAĞIMSIZLIĞA SAHİP ÇIKMAKTIR.